• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
DR. ONUR FISTIKOĞLU

 KAN , İDRAR VE DİĞER TAHLİLLERİN ANLAMLARINI VE NE  İÇİN İSTENEBİLECEĞİNİ , SÜREKLİ GÜNCEL  TUTULAN TAHLİL ANALİZİ BÖLÜMÜNDEN OKUYABİLİRSİNİZ.

Üyelik Girişi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 32° 23°
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.62765.6502
Euro6.32966.3550

ÇOCUĞUNUZ İLE SAĞLIKLI İLETİŞİM KURABİLMENİZİN YOLU

Çocuğunuzla Sağlıklı İletişim Kurmanın Yolları





Anne ve babalar, çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki için mümkün olduğunca direkt, net ve etkin bir iletişim kurmayı ilke edinmelidir. Bu durum, çocuklarla ebeveyn arasındaki bağların daha güçlü olmasını sağlar.


Anne ve baba, çocuklar için hayattaki en önemli rol-modeldir. Bu nedenle onların sahip olacağı iyi iletişim becerileri çocukları tarafından da benimsenecek ve onların, arkadaşlarıyla ve toplumdaki diğer bireylerle sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayacaktır.

Çevreyle sağlıklı iletişim, çocukların özgüvenlerinin artmasına ve sağlıklı kişilik gelişimlerine yardımcı olacaktır.

 

Çocuklarınızı anlamaya çalışın




Anne-babalar, doğru konuşma tekniğine sahip olmanın yanı sıra iyi bir de dinleyici olmalıdır. Çocuğu dinlerken, onun sözel ifadelerini algılamaya çalışarak vücut dilini gözlemlemeli, duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışılmalıdır.

Onunla; güvene dayalı, açık ve etkili bir iletişime geçebilmek için, arada güven bağı oluşturulmasına özen göstermelidir. Onun duygu ve düşüncelerini rahatça açıklayabilmesine fırsat verilmelidir.

Küçük yaşta oluşturulan güven bağı, özellikle iletişim sorunlarının sıkça yaşandığı ergenlik döneminde, çocuğun ailesine daha rahat açılmasını sağlayacak ve olası kaygılarını daha rahat ifade etme imkanı tanıyacaktır.

Kendini ifade etmesine izin verin




Çocuklarınızı tehdit etmeyin. Tehdit, çocukların kendilerini güçsüz olarak algılamalarına ve karşı taraftan intikam alma duygusuna yol açar.

Çocuğunuz konuşurken hemen onun sözünü kesmeyin ve siz konuşmaya başlamadan önce onun cümlesini tamamlayıp kendini ifade etmesine fırsat verin.

Bu çocuğunuza özgüven verir ve içine kapanmasını önler. Bu tür bir yaklaşımı çocuk genellikle kendisine yönelik kişisel bir saldırı olarak algılar.

Çocuğunuzun ifadeleri ve davranışları karşısında fazla eleştirel olmayın. Bu tür bir yaklaşımı çocuk genellikle kendisine yönelik kişisel bir saldırı olarak algılar ve size karşı olumsuz duygu beslemeye başlar.

Eğer çocuğunuzda olumsuz bir davranış gözlemliyorsanız, onun doğrudan kişiliğini hedef almak yerine sadece olumsuz olan davranışını eleştirin.

Sağlıklı iletişim için çocuklarınızla göz teması kurun







  • Çocuğunuza adı ile hitap edin. Herkesin kulağında kendi ismi bir müzik tınısı uyandırır. Bu, çocuklar için de geçerlidir; dolayısıyla onlara önce kendi adları ile hitap ederek dikkatini çekin ve size odaklanmasını sağlayın. Daha sonra mesajınızı iletiin.

  • Çocuğunuzla konuşurken göz teması kurun, bunun için onunla konuşurken aynı yükseklik seviyesinde olmaya özen gösterin. Gerekirse sandalye ya da yere oturun. Çocuğunuzu ismi ile çağırdıktan sonra, mesajınızı iletmek için çocuğunuzun sizinle göz temasına geçmesini bekleyin.

  • Çocuğunuza mesajınızı direkt emir kipiyle iletmek yerine, seçenekler sunun. Örneğin masayı boyayan çocuğunuza “Masayı boyama!” demek yerine, masayı boyamanın yanlış olduğunu, beyaz kâğıda resim yapabileceğini demek daha doğru olacaktır.

  • Mesajınızı basit cümlelerle iletin. Özellikle küçük çocuklar birden fazla ve karmaşık mesajları, sağlıklı olarak algılayamazlar, bu da doğal olarak mesajınızı anlamsız kılar.

  • Davranışlarınızla çocuklarınıza örnek olun. Çocuk çevresinde ne kadar çok iyi örnek görürse kendi davranışlarını da o ölçüde düzgün biçimlendirir.

Anne-baba ile çocuk arasında olumlu mesajlarla desteklenmiş sağlıklı bir iletişim kurulabilmesi için ebeveynin ilk dikkat etmesi gereken nokta, çocuğunun farklı bir algı dünyasında yaşamakta olduğudur.

Hemen hepimizin yakın çevresinde bulunan ergenlik dönemi gençleri ile aileleri arasındaki ilişkide bunun örnekleri sıkça görülür.

Mesela; ergenlik dönemindeki bir genç için yüzündeki bir sivilce, küresel ısınmadan veya ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizden çok daha önemlidir.

Anne-baba, bunu anlamakta zorlanır ve "evladım küçük bir noktayı neden bu kadar dert ediyorsun, onunla uğraşacağına ders çalışsana" gibi bir yaklaşıma girerse az sonra kopacak büyük fırtınanın tohumlarını atmış olur.  

Gencin "ders çalışmayacağım işte, zaten kimse beni anlamıyor" şeklinde verdiği aşırı tepki, belki kapıyı vurup çıkmakla sonlanacak; aile de arkasından üzülecektir.

Oysa anne-baba ile delikanlılık dönemindeki gencin sivilceye bakış açıları farklıdır. Ebeveyn için küçük bir yara olmaktan öteye gitmeyen sivilce, ergen tarafından 'toplum içinde kabulünü engelleyen bir tehdit unsuru' olarak algılanabilir.

Bu noktada ebeveyne düşen görev, kendilerine emanet edildiği günden itibaren çocuğu ile yakın ve sıcak ilişkiler kurarak onun iç dünyasını tanımak; algı dünyasındaki yansımaları bilerek maddi ihtiyaçlarını olduğu kadar manevi ihtiyaçlarını da karşılamaktır.

Bunun bilincinde olan anne-babanın, arkadaş çevresi başta olmak üzere toplumda "ben de varım" deme ihtiyacı içinde olan çocuklarına yaklaşımı, "sen bizim için değerlisin; seni olduğun gibi kabul ediyor ve seni seviyoruz" mesajlarını vermek şeklinde olur.

Bu mesajların, çoğu zaman sözlü olarak değil davranışlarda gizli olarak verildiği de unutulmamalıdır. Örneğin; okuldan henüz gelmiş olan çocuğuna ilk olarak derslerinin olup olmadığını sormak yerine gününün nasıl geçtiğini soran bir anne/baba, ona şu mesajı göndermiştir: "Seni önemsiyorum; derslerin senin mutluğundan sonra gelir." Bu mesajı almış bir çocuk kendini değerli hissedeceği için ergenlik döneminde aile ve topluma tutunması kolaylaşacaktır.
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret161901