• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
DR. ONUR FISTIKOĞLU

 KAN , İDRAR VE DİĞER TAHLİLLERİN ANLAMLARINI VE NE  İÇİN İSTENEBİLECEĞİNİ , SÜREKLİ GÜNCEL  TUTULAN TAHLİL ANALİZİ BÖLÜMÜNDEN OKUYABİLİRSİNİZ.

Üyelik Girişi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 32° 23°
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68495.7077
Euro6.28036.3054

OKUL KORKUSU

 OKUL KORKUSU




Eylül ayı okulların açılma ayıdır. Çocukları ilk ve anaokuluna başlayacak aileleri büyük bir heyecan ve tatlı bir telaş beklemektedir. Aslında hepimiz ilkokul sıralarında karşılaştığımız korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktayız.

Ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu okul hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için bazı sorunlara yol açabilir. Farklı elbiseler ve okul formaları, yeni arkadaşlar, çeşit çeşit defterler, rengârenk kalemler, türlü oyunlar, çocuklar için yeni bir dünyaya adım atmak anlamına gelmektedir.

Bu değişikliklere belki de ebeveyn olarak önce bizlerin hazır olmaları gerekmektedir. Zira çocukların bu dönemde karşılaşabilecekleri problemleri önceden kestirmek ve bilinçli bir şekilde onlarla baş edebilmenin yollarını aramak önemlidir.


 

Okul korkusu, okul çağı içindeki çocuğun okula gitmek istememesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesidir. Bu tür korkular  anaokuluna başlanan 3–5 yaş döneminde yoğun yaşanabilmektedir. İlkokula başlangıç, yine bu korkunun görüldüğü ikinci dönemdir. Daha yüksek sınıflarda 12–14 yaş döneminde de ortaya çıkabilmektedir. Okul korkusu, kızlar ve erkeklerde eşit oranlarda görülmektedir. Bu korku, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engellemektedir. Aslında çocuklar için korku, yaşama adapte olabilmenin, kaygı veren durumlarla baş edebilmenin yöntemlerinden biridir. Okul korkusu, hızlı ele alınıp gerekli girişimler  yapıldığı takdirde kısa sürede atlatılabilmektedir.

Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir; ancak sorun, okula başlamakla ilgili değildir. Anne ve çocuk arasındaki bağımlı ilişki kapsamında annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı–kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir.

Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir. 




Peki Aileler Ne Yapmalı?





Çocuğun okula gitme ile ilgili bütün kaygıları sabırla dinlenmeli, okul ile ilgili duygu ve düşünceleri anlamaya çalışılmalı ve okulla ilgili gerçek bilgiler verilmelidir.

Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar okul ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği unutulmamalıdır. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine izin verilmemelidir. Her anne ve baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalıdır. Ayrıca uzun uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından kaçınılmalıdır.

Ev içinde de çocuğun anne–babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır.

Ebeveynler, okullar başlamadan önce okul alışverişini çocuk ile birlikte yapmalıdır. Anne-baba dikkatli olmalı ve okul ve öğretmenleri ile yakın iletişim halinde olmalıdır. Çünkü problemi çabuk fark etmek ve doğru müdahale etmek çözümü de çabuk getirmektedir.


Öğretmenler Ne Yapmalılar?



Bu dönemde öğretmenlerin de duyarlı olmaları gerekmektedir. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı ve öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır. Önce çocuğun sıkıntısının ne olduğu sorulmalı ve bu konuda yardım edilebileceği anlatılmalıdır. Katı tutum, bu sorunları artırmaktadır. Öğretmen, çocuğa okula gelmesi gerektiğini ve onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır.


Ödev Sorumluluğu Kazandırılmalı


Her anne baba çocuklarının ödevleri ile ilgilenmelidir. Çünkü onların sorunlarına yardımcı olmak, beraber sorunların üstesinden gelmek çocukların hoşlarına gitmektedir.

Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli, yol gösteren kişi olunmalıdır. Okula başlanılan ilk birkaç hafta, okuldan evde yapılması için herhangi bir ödev verilip verilmediği sorulmalıdır. Ancak ödevi yapması için ısrarcı olunmamalıdır. Yapmadan gittiği takdirde öğretmenine nedenlerini kendisi anlatmalıdır.

Çocuk okuldan geldiği ilk 2 saat içinde ödevlerini tamamlamalıdır.


Anaokulunda İlk Gün Stresi Nasıl Atlatılır?


Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermez. Anaokuluna başlayan çocukların zaman ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur. 

• Evimize ne kadar uzaklıktayım?
• Annem beni alacak mı?
• Bu çocukları tanımıyorum.
• İhtiyaçlarımı kime söyleyeceğim, yardım ederler mi?
• Ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı

.

Çocuk, bu soruların cevaplarını yaşayarak öğreneceği için kaygıları da yüksek olmaktadır. İlk gün okulda 1–2 saat kalmak, annenin onu ne zaman alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardımlar isteyeceğini anlatması çıkacak sorunları azaltabilmektedir. İlk birkaç gün çocuğun görebileceği bir yerde oturup oradan ayrılmamak da yararlı olabilmektedir.


Adaptasyon Süreci


Daha önce okula gitmemiş bir çocuk için 10-15 günü aşan ve hiç azalmayan uyum sorunları varsa anaokuluna gitme durdurulmalıdır. Çünkü çocuk okula gitmek için henüz hazır değildir. Daha önce anaokuluna gitmiş çocuklarda uzun tatil sonrasında okula dönüş güç olabilir ama okul tanıdıkları bir yer olduğu için, burada yaşanan kaygı daha kısa sürede atlatılabilmektedir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı ve çocuğun evde kalmasına izin verilmemelidir.

Çocuğa ilgisiz olmak ya da aşırı derecede ilgi göstermek çocuğun duygusal ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve uyum sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret165428